SON DAKİKA

AZERBAYCAN DEVLETİ’NDEN DR. SEYFULLAH TÜRKSOY’A HİZMET MADALYASI

DİPLOMASİ, ETKİNLİK, SİVİL TOPLUM, TÜRK DÜNYASI

9 ÜLKEYE DAĞILMIŞ ÇİLELİ BİR HALK : AHISKA TÜRKLERİ

Bu haber 20 Şubat 2019 - 17:19 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Prof.Dr. Mevlüt Ferhat 

Çocukluktan beri şu soruyu soruyordum: Biz Ahıskalı Türk isek neden Orta Asyadayız? Uzun yıllar bizlere Kafkas Türkü diyorlardı,1988’dan sonra Meshet Türkü demeye başladılar. Sovyetlerin resmi yayınlarında her şey gizli tutulurdu,  ta ki 1989 da Fergana  faciası patlak verene kadar…

KGB bunu bilerek yaptı iki Türk halkını kavga ettirdi. Halbuki sistemin sonu gelmiş idi…

Ben küçük bir takım öz be öz Türk olduğu için haksız yere sürülen Ahıskalı Türk için cenabı Allah dağıttı diyorum çünkü savaş sona ermekte olan bu suni ittifak bu kadar güce sahip Sovyet sistemi bir avuç Ahıskalı Türk halkını vatanına geri götürmediği için 47 yıl sonra tarihin çöplüğüne atıldı…

İşte Ahıskalı Türkler bu demir örtü ile kapalı sistemi kendi kanı ile, emeği ile yenmiş oldu inşallah…

Şimdi 15 Mart 2016 yılı Beylikdüzü belediyesine geldim ve bu kitaba ne kadar ihtiyaç olduğunu bizzat hissettim, çünkü beni “Alaska” Türkü zannettiler …

Benim bu kitabim çilekeş Ahıskalı Türklerimin çektiği ezeplerı okuyucularımız bilmesi ve dostlarımız bir daha hatırlamaları için ihtiyaçlarına cevap vereceğini bekliyorum.

GEÇMİŞİNİ İYİ BİMEYEN HALK GELECEĞİNİ BULAMAZ…  

Gürcistan’a göç etmiş ve Hıristiyan olmuş Kıpçaklardan “Atabek” adlı bir sülale 1267 yılında Tiflis’e baş kaldırarak 310 yıl sürecek Atabeklik denen kendi bağımsız yönetimlerini başlattı. Onların bu faaliyeti İlhanlı Hükümdarı Abaka Han tarafından da desteklendi. Bugün Posof’ta kalıntıları bulunan Cak/Caksu kalesi onların hatırasıdır.

Ahıska Atabekleri hükûmet olduktan sonra Osmanlı Devleti ile iyi münasebetler kurmuşlardır. 1500/1516 yıllarında Artvin, Ardahan, Ahıska Beyi olan Kıpçak Atabeki Mirza Çabuk, 1508′de Trabzon Sancak Beyi Şehzade Yavuz Selim’e kendi askeriyle öncülük etmiş; Batı Gürcistan’ın Osmanlı’ya itaatini sağlamıştır. 1514′te Çaldıran Seferi’nde de Osmanlı ordusuna sefer sırasında, sürülerle etlik koyun, yüzlerce yük yağ, bal ve un vererek yardımcı olmuştur.

Osmanlı İdaresi

Osmanlı Ordusu 1578 de Vale, Ahıska, Tümük, Hırtız, Çıldır ve Ahılkelek kalelerini fethetti. Çıldır Meydan Muharebesinde Safevileri yenerek bölgeyi hakimiyeti altına aldı. Ahıska şehri, yeni kurulan Çıldır Eyaleti’nin başkenti oldu. Kür ırmağı başlarında ve Çoruh boyundaki eski Atabek Yurdu bölgeleri de buraya bağlandı. Ahıska şehrine, birer sancak olarak şu yerler bağlı idi:

Bedre, Azgur, Ahılkelek, Hırtız, Cecerek, Ahıska, Altunkale (Koblıyan), Acara (Bu sekiz sancak 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması’yla Ruslara bırakılmıştır, bugün Gürcistan’dadır); Maçahel (Bugün bir kısmı Acara’da), Livana (Artvin), Yusufeli, Ardanuç, İmerhev, Şavşat (Bu sancaklar bugün Artvin ilinde), Oltu, Narman, Kamhıs (Bunlar şimdi Erzurum’da); Posof, Ardahan, Çıldır, Göle (Bunlar da şimdi Ardahan ilinde).

Bağımsızlık mücadeleleri sırasında destek aldıkları İlhanlı Hükümdarı Abakan zamanında İslam dinine geçmeye başlamış olan bölgenin geri kalan Türk ahalisi, Osmanlı fethini müteakip gönüllü Müslüman oldu. Gürcüler bunu zorla İslamlaştırma olarak kabul ederler.

Rus İşgali

1800′lü yılların başlarında Avaristan, Bakü, Kuba, Derbend, Karabağ Hanlıkları Rusların eline geçti.  Ahıska şehri, muharebeler sonucunda 28 Ağustos 1828 sabahı Rusların eline düştü. Bu kanlı savaşta Gürcüler de aktif olarak Rusların safında yer aldı. Ahıska’dan sonra Ardahan ve Azgur da alındı. Eylül ayında Ahıska/Çıldır Eyaleti toprakları Rusların eline geçmiş oluyordu. Daha sonra Acaralıların Ahıska’yı kurtarma girişimi sonuçsuz kaldı. Çıldır Eyaletinin merkezi Ahıska halkının bir kısmı Anadolu’ya göç etmiş, Ağrı, Muş, Çorum, Hatay ve Bursa yörelerinde yerleşmiş, göç etmeyenler de 1944 sürgününe kadar bu bölgede yaşamışlardır. 1828 Osmanlı-Rus savaşları sonucu 14 Eylül 1829 tarihinde Ruslarla imzalanan Edirne Antlaşması gereğince -savaş tazminatı yerine- Ahıska ve Ahılkelek Ruslara verilmiş; Kars ve Ardahan’dan itibaren diğer topraklar Osmanlılara bırakılmıştı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra imzalanan Ayastefanos/Yeşilköy Antlaşması’yla Kars, Ardahan ve Batum da savaş tazminatı yerine Ruslara bırakıldı.

Osmanlı’nın dönüşü

Rusya’daki 1917 Komünist ihtilâlinin getirdiği “oto determinasyon” hakkından yararlanan Ahıska Türkleri, 1918 nisanında Türkiye’ye katılma kararı aldılar ve bu kararı resmî bir müracaatla Osmanlı Devleti’ne ilettiler. Bu müracaat, 4 Haziran 1918′de yapılan Batum Antlaşması’nda Gürcistan Cumhuriyeti tarafından kabul edildi. Böylece Osmanlı, daha önce kaybedilen topraklarına kavuşarak 1828′deki sınırına ulaştı. Halit Paşa kumandasındaki Türk askeri Ahıska’ya girdi. Halk teşkilâtlandı ve Ömer Faik Bey başkanlığında geçici idare teşkil edildi. 30 Ekim 1918′de imzalanan Mondros Mütarekesiyle Osmanlı ordusu 1914 sınırına çekildi. 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması, Batum’la birlikte Ahıska’yı da kalan anayurttan ayırdı. Sınırdaki bazı köyler kendi istekleriyle Türkiye’de kaldılar. 25 Şubat 1921′de Gürcistan Sovyetler Birliği’ne katıldı.

  1. Dünya Savaşı

22 Haziran 1941 de Hitler Barbarossa Harekatı ile Sovyetleri işgale başladı. Kafkaslara kadar dayandı. Sovyet adı altında zaten Rus işgaline uğramış ve Stalin zulmünde yaşamış bir çok halk Almanları ehveni şer olarak gördü. Bazıları yönetim boşluğunu kendi devletlerini kurarak gidermeye çalıştılar. Savaş Mayıs 1945 de Almanların yenilgisiyle sonuçlandı.

Sürgün

  1. Dünya savaşı sonlarına doğru Almanlar Rusya’dan çekilince Gürcü asıllı Sovyet diktatörü Stalin Sovyetler içerisinde yer alan bazı Türk halklarını Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle Sibirya’ya sürerek cezalandırmaya karar verdi. Ahıska Türkleri de bu halklardan biriydi Stalin’e göre. Halbuki Almanlar Ahıska Türklerinin yaşadığı topraklara girmemişlerdi. Stalin’in asıl amacı memleketi Gürcistan’ı Türklerden temizlemekti. Stalin, Kars ve Ardahan’ı Gürcistan’a ilhak etmek istediği için Türkiye sınırındaki Gürcistan’da kuşku ile baktığı Türk unsurlarını istemiyordu. Türkiye üzerine yapmayı düşündüğü bir saldırıda, stratejik önemi olan bu bölgede Türk unsuru olmamalıydı. Nitekim sürgünden hemen sonra Gürcü profesörleri bir beyanname yayınlayarak Kars, Ardahan, Artvin, Rize, Tortum ve Bayburt ‘u istemişlerdir.

15 Kasım 1944 de bir kış gecesi Stalin’in emriyle Ahıska’daki Türk köyleri askerler tarafından kuşatıldı. Kapılar dövüldü. 200′den fazla köy ve kasabada yaşayan binlerce insan, küfür, tüfek ve dipçiklerle köy meydanlarına toplanan halk, kamyonlarla demiryolu boylarına getirilerek birkaç saat içinde yük ve hayvan vagonlarında, Sibirya, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürüldüler. İnsanlar, haftalar sürecek bir ölüm yolculuğuna çıkarıldılar. Sürgün edilenlerin birçoğu yollarda öldü. Sağ kalanlar da, ata vatanından ebedî ayrılığa mahkûm edildiler.  Gittikleri yerlerde yıllar eri dahi yasaktı sürecek zorbalıklara ve acılara maruz kaldılar.

Gönderildikleri bu yerlerde 1944-1956 arasında bir köyden diğer köye gitmeyen Ahıska: 64 köy, 30.000; Adigön: 72 köy, 40.000; Aspinza: 59 köy, 35.000; Ahılkelek: 11 köy, 5.000; Bogdanovka: 2 köy, 5.000 olmak üzere 208 köyle birlikte toplam 115.000 kişi sürgüne gönderilmiştir. Sürgün sırasında savaş devam etmekte olduğundan cephede bulunan 40.000 kişiyi de bu rakama eklemek gerekir. Böylece sürgün insan sayısı, bir Alman dergisinin verdiği gibi 180.000 kişi olarak tahmin ediliyor. Ahıska Türklerinin 25.000 kadarı savaşta 50.000’i de açlıktan ve soğuktan öldü.

Stalin’in sürgüne gönderdiği Karaçay, Balkar, Çeçen, İnguş ve Kalmuk gibi Kafkasya halkları, Komünist Partisi’nin XX. Kongresinden sonra ana yurtlarına dönme izni aldılar. Kırım Türkleri ile Ahıska Türklerine dönüş izni çıkmadığı gibi eski vatanlarını ziyaret etmeleri de yasaklandı. 1958′de, bazı aileler kendi vatanlarına yakın gördükleri Azerbaycan’a geldiler. Yine 1970 yılı içinde vatana dönme teşebbüsleri, Gürcistan yetkililerince şiddetle engellenmiştir. O zamanın İçişleri Bakanı olan Eduard Şevardnadze yönetimi, Ahıska’ya dönmek üzere Tiflis’e gelen binlerce Ahıska Türkü’nü cop, basınçlı su vs. ile geri çevirmiştir.

Fergana kırgını 

1989 Nisanında Özbekistan’ın Kuvazay kasabasında başlayan bir pazar kavgası, günden güne büyüyerek Ahıska Türklerinin yeni bir felâketine sebep oldu. Özbeklerle Ahıska Türkleri arasında cereyan eden kardeş kavgasında kan döküldü. Fergana’da meydana gelen olaylarda yüzlerce, binlerce ev, hatta köyler yakılıp yıkıldı. İş yerleri ve otomobiller zarar gördü. En korkuncu, canlar telef oldu, masum çocuklar vahşice öldürüldü hatta ırza tecavüz edildi. Yüzlerce ölü ve yaralıdan sonra Ahıska Türkleri, Özbekistan’ı terk etmek zorunda kaldılar. Savaş uçaklarıyla Rusya’nın iç kesimlerine, Kafkaslara (Krasnodar, Azerbaycan, Adıgey) Kazakistan’a (Çimkend), Kırgızistan ve Türkmenistan’a taşındılar. 45 yıl öncesinin dehşetini yeniden yaşadılar.

Günümüzde

Bugün yarım milyona yakın Ahıska Türkü, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Ukrayna, Sibirya ve Kuzey Kafkas ülkelerinde (Adıgey, İnguşetya, Kuzey Osetya), Amerika’da darmadağınık bir hâlde hayat mücadelesi vermektedirler.

Yakın zamana kadar Ahıska Türklerinin dünyada dağılımları:

  1. Kazakistan % 35.7, 150 bin.
  2. Rusya % 21, 90 bin
  3. Kırgızistan % 12, 50 bin
  4. Türkiye % 9.5, 40 bin
  5. Azerbaycan % 9, 38 bin
  6. ABD % 4.3, 18 bin
  7. Özbekistan % 3.6, 15 bin
  8. Ukrayna % 2.4, 10 bin
  9. Gürcistan % 0.2, bin

Günümüzdeyse Ahıska Türklerinin sayısının yarım milyona yakın olduğu tahmin ediliyor.

Rusya’daki Ahıska Türklerinden 15.000 kadarı ABD’nin çeşitli kentlerine yerleşmiştir. Bunlardan bir bölümü Ohio eyaletinin Dayton şehrinde ve Kentucky Eyaletinin Lousville kentinde yaşıyor. Türkiye ve Azerbaycan Türkçesi lehçeleri arasında bir dille konuşuyorlar.

Gürcistan ve Azerbaycan’a yerleşen Ahıska Türkleri Azerbaycan Türkçesi lehçesiyle konuşmaktadırlar. Kendi vatandaşları Azerbaycan Türkleri için “Azerbaycanlılar” terimin kullanan Azerbaycan, nüfus sayımında Ahıska Türkleri için “Türkler” terimini kullanmakta. 

Ahıska Türkleri, göç ettikleri çoğu ülkelerde kendilerini emniyette hissetmemektedirler. Kuzey Kafkasya’nın Krasnodar bölgesinde yaşayan 12 bin Ahıska Türkü, orada yasa dışı mülteciler’ olarak adlandırılmakta ve yerli halk tarafından istenmemekte,  böylece her an bir tehlike korkusuyla yaşamaktadırlar. 

Ahıska Türkleri, Türk kültürünü canlı olarak yaşatmaktadır. Onların, ev, mutfak, giyim, aile, düğün, bayram, yas, sünnet gibi maddî ve manevî kültür varlıkları, Ardahan, Artvin, Ardanuç, Şavşat, Oltu ve Tortum bölgeleriyle aynı özellikleri taşımaktadır. Kuzeydoğu Anadolu’daki âşıklık san’at ve geleneği, aynı derecede Ahıska’da da gelişmiştir.

Kendi imkânlarıyla Türkiye’ye gelip, hayat mücadelesi veren birçok göçmen aile ikamet, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik sorunlarıyla boğuşmaktadır.

Gürcistan oyalıyor

1990′lardan itibaren bağımsız bir devlet olan Gürcistan, Avrupa Konseyi’ne söz verdiği hâlde sudan sebeplerle Ahıska Türklerinin vatana dönüşüne müsaade etmemektedir. Ahıskalıları zorla boşalttıkları beş ilçe ve 200 köyden meydana gelen Mesheti bölgesinde şu an daha çok Gürcüler ve Ermeniler yaşamaktadır. 100’e yakın köy ise Türklerin sürgününden günümüze hala boştur. 1999 yılında Gürcistan, Avrupa Konseyi’ne üye olurken Ahıska Türklerinin geri dönüşleriyle ilgili yükümlülük üstlenmiştir. Buna göre Gürcistan, 1999’dan itibaren üç yıl içinde Ahıskalıların dönüşlerini başlatacak ve 12 yıl içinde yani 2011 yılında dönüş işlemini bitirecektir. Eğer Gürcistan süre sonunda yükümlülüğünü yerine getirmezse Ahıska Türkleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açabilecek ve bu yolla vatanlarına dönmeyi talep edebileceklerdir. Ama üste beliritilen sorunlar ve engeller yüzünden herhangi bir geri dönüş gerçekleşmedi. Gürcistan Ahıska Türklerinin geri dönüşüne şartlı izin vermiştir. Şartlardan birincisi, geleceklerin sadece Ahıska bölgesine değil tüm Gürcistan topraklarına yerleşmeleridir. Tiflis bu şartı, Ahıskalıların bölgeden 91 bin kişi çıkmasına karşın bugün dönecek olan rakamın çok olması ve bölgenin bunu kaldıramayacağı savına bağlamaktadır. İkinci şart, Türklere verilecek kimliklerde Türk ve Müslüman yazmayıp Gürcü ve Hıristiyan! yazacaktır.

Gürcistan parlamentosu uzun bir çalışma sonrasında 2007 yılında Ahıska Türklerinin Gürcistan’a dönmelerini ön gören bir yasayı kabul etti. Ancak çalışmalar yeterli olmamakta, yerlerinden zorla sürülen bu insanların mal ve mülkleri derhal asıl sahiplerine iade edilmesi gerekirken Gürcistan hükümeti, onların malları ve mülkleri yerel Ermeni ve Gürcü halkın eline geçtiği gibi, ekonomik gerekçeler göstererek engeller çıkarmaktadır. Herhangi bir geri dönüş gerçekleşmediği gibi, malları ve mülkleri elinde bulunduran yerel Gürcü ve Ermeni halkı karşı çıkmaktadır.

Biz Türküz

Nüfusları 500.000 e yakın olduğu tahmin edilen Ahıskalılar, bu kadar sürgün ve kırgına rağmen millî kimlik ve ata yurtları hususunda taviz vermek istememekte, “Biz Türküz, sürgünden önceki vatanımıza dönmek, viran yurdumuzu şenlendirmek istiyoruz, başka bir emelimiz yoktur.” demektedirler.